AVRUPADAN Youtube Video
Almanya geri gönderme merkezleri için ortak ülke arıyor
AB, sığınma başvurusu reddedilen kişilerin üçüncü ülkelerdeki merkezlere gönderilmesini öngören düzenlemede uzlaştı. Almanya da ortak ülke arayan ülkeler arasında.
Avrupa Birliği, sığınma başvurusu reddedilen kişilerin geri gönderilmesine ilişkin kuralları sertleştirmeye hazırlanıyor. AB Parlamentosu ile üye ülkelerin temsilcileri, üçüncü ülkelerde geri dönüş merkezleri kurulmasının önünü açan yeni düzenleme üzerinde uzlaştı.
Kıbrıs AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nın açıklamasına göre amaç, AB’de kalma hakkı bulunmayan kişilerin sınır dışı edilmesini daha etkili hâle getirmek.
Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için AB Parlamentosu ve üye devletlerin son onayı gerekiyor. Bu onayın büyük ölçüde formalite olduğu belirtiliyor.
Almanya ortak ülke arıyor
Yeni modelde, sığınma başvurusu reddedilen ancak kendi ülkesine gönderilemeyen kişiler AB dışındaki merkezlere sevk edilebilecek.
Bu durum, kişinin vatandaşı olduğu ülkenin geri kabulü reddetmesi ya da ilgili ülkeyle diplomatik ilişki bulunmaması gibi nedenlerle ortaya çıkabiliyor.
Almanya da bazı AB ülkeleriyle birlikte, bu merkezlere ev sahipliği yapabilecek üçüncü ülkelerle anlaşma arayışında.
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, bu merkezleri daha önce defalarca savunmuştu. Almanya’nın yanı sıra Avusturya ve Danimarka da üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezi kurulmasını destekliyor.
Ev sahibi ülkelere para ya da vize kolaylığı
Merkezlerin hangi ülkelerde kurulacağı henüz belli değil. Bunun için AB ya da üye ülkeler ile üçüncü ülkeler arasında özel anlaşmalar yapılması gerekiyor.
Bu ülkelerin, sınır dışı edilen kişileri kabul etmeleri karşılığında mali destek ya da vatandaşları için vize kolaylığı gibi avantajlar alabileceği belirtiliyor.
Daha önce Ruanda, Uganda ve Özbekistan bu tür merkezler için adı geçen ülkeler arasında yer almıştı.
Çocuklu aileler gönderilebilecek
Yeni düzenlemeye göre refakatsiz çocuklar üçüncü ülkelerdeki merkezlere gönderilmeyecek. Ancak çocuklu ailelerin bu merkezlere sevk edilmesi ilke olarak mümkün olacak.
Bu madde, insan hakları örgütlerinin en sert eleştirdiği başlıklardan biri oldu.
Sınır dışı gözaltısı 2,5 yıla çıkabilir
Uzlaşma, başvurusu reddedilen sığınmacılar için daha sıkı iş birliği yükümlülükleri de getiriyor.
Yetkililerle iş birliği yapmayan kişilerin sosyal yardımları azaltılabilecek ya da tamamen kesilebilecek. Seyahat belgelerine el konulması da mümkün olacak.
Kaçma riski ya da ulusal güvenlik kaygısı varsa sınır dışı gözaltısı uygulanabilecek. Müzakere çevrelerine göre azami gözaltı süresi 24 aya çıkarılacak. Özel durumlarda bu süre 6 ay daha uzatılabilecek.
Böylece bazı kişiler 2,5 yıla kadar gözaltında tutulabilecek.
İtalya-Arnavutluk modeli mahkemede
AB genelinde şimdiye kadar üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezleri için ortak bir hukukî çerçeve yoktu.
İtalya, Arnavutluk ile benzer bir anlaşma yapmıştı. Bu model hem sınır dışı gözaltısını hem de bazı sığınma süreçlerini Arnavutluk’a taşımayı öngörüyordu.
Ancak uygulamanın hukuka uygunluğu Avrupa Adalet Divanı tarafından inceleniyor. Nihai karar henüz verilmedi.
Britanya’nın Ruanda planı ise başarısız olmuştu. Londra yönetimi, sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesini ve koruma statüsü alsalar bile orada kalmasını istemişti. Yaklaşık 830 milyon avroluk maliyete rağmen plan, mahkeme kararları nedeniyle fiilen uygulanamadı.
AB’de başvurular azalıyor
Avrupa Komisyonu’na göre 2025’te AB’de ülkeden ayrılması gereken göçmenlerin yaklaşık yüzde 28’i geri gönderildi.
Aynı dönemde AB genelinde sığınma başvurularının azaldığı bildirildi.
Almanya’da da mayıs ayında sığınma başvuruları, koronavirüs kısıtlamalarının etkili olduğu 2020’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. AB Sınır Koruma Ajansı Frontex de düzensiz sınır geçişlerinde belirgin düşüş kaydedildiğini açıkladı.
İnsan hakları örgütlerinden tepki
İnsan hakları örgütleri ve kilise bağlantılı yardım kuruluşları düzenlemeye sert tepki gösteriyor.
Eleştiriler, AB’nin sığınma ve geri gönderme sorumluluğunu üçüncü ülkelere devrettiği yönünde yoğunlaşıyor.
Caritas, geri gönderme merkezlerinin insanları hukukî gri alanda bırakabileceği uyarısında bulundu. Kuruluşa göre kişiler keyfî ve süresiz gözaltı riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Picum adlı yardım örgütü de insanların daha önce hiç gitmedikleri ülkelerde daha fazla denetim ve ayrımcılığa maruz kalabileceğini belirtti.
Eleştirmenlere göre düzenleme, göçü giderek daha fazla güvenlik ve ceza meselesi hâline getiriyor.
EVP ve sağ gruplar tartışması
Düzenleme, AB Parlamentosu’ndaki süreç nedeniyle Almanya’da ayrıca tartışma yarattı.
dpa’nın araştırmasına göre Avrupa Halk Partisi (EVP) grubunun, sağ gruplarla bu konuda daha yakın temas kurduğu ortaya çıktı. CDU ve CSU’nun da yer aldığı EVP içinde bazı çalışanların sağ partilerle WhatsApp grubunda yazıştığı, milletvekilleri arasında da yüz yüze görüşme yapıldığı belirtildi.
Başbakan Friedrich Merz bu temasları eleştirdi. CDU lideri, “Avrupa Parlamentosu’ndaki sağ radikallerle iş birliği yapmıyoruz” açıklamasını yaptı.
Buna rağmen EVP Başkanı Manfred Weber, oylamayı savundu. Weber’e göre karar, yasa dışı göçle mücadelede Avrupa düzeyinde çözümlerin mümkün olduğunu gösteriyor.
Sertleşen göç politikasında yeni aşama
Yeni düzenleme, AB’nin göç ve sığınma politikasında daha sert bir döneme girdiğini gösteriyor.
AB ülkeleri, başvurusu reddedilen kişilerin geri gönderilmesini hızlandırmak istiyor. Almanya da bu doğrultuda üçüncü ülkelerde kurulacak merkezler için ortak arayışını sürdürüyor.
Ancak insan hakları örgütleri, bu modelin sığınma hakkını zayıflatabileceği ve AB’nin sorumluluklarını kendi sınırları dışına taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
Tartışmanın merkezinde artık yalnızca sınırların korunması değil, Avrupa’nın sığınma hakkını hangi koşullarda ve nerede uygulayacağı sorusu var.
Geri Dön 02 Haziran 2026 Salı Önceki Yazılar