AVRUPADAN Youtube Video
Hakan Demir: Meclis’te duyduğum en ırkçı konuşma
Yeşiller’in Almanya’daki Müslüman yaşamına ilişkin önergesi, içerikten çok sert sözlerle gündeme geldi. Oturumda ırkçılık, ayrımcılık ve din tartışması öne çıktı.
Yeşiller’in Federal Meclis’e sunduğu “Almanya’da çeşitli Müslüman yaşamını destekleme” önergesi, beklenenin aksine içeriğiyle değil, sert tartışmalarla öne çıktı. Yaklaşık yarım saat süren oturumda, önergedeki maddelerden çok karşılıklı suçlamalar konuşuldu. SPD de bu tabloya tepki göstererek Almanya’daki Müslümanların bundan daha ciddi bir tartışmayı hak ettiğini savundu.
Yeşiller ne istiyor?
Welt’in haberine göre; önergeyi Meclis’e sunan Yeşiller milletvekili Lamya Kaddor, amaçlarının Müslümanlar için ayrıcalık istemek ya da yeni dinî tatiller getirmek olmadığını söyledi. Kaddor’a göre mesele İslamlaşma değil, katılım ve eşit yurttaşlık. Önerge; Almanca imam eğitiminin güçlendirilmesini, ilerici imamlar için Almanya’da yeni eğitim imkânları oluşturulmasını, İslamcılığın önlenmesine dönük adımları, din derslerini ve kamu hizmetindeki başörtüsü yasaklarının gevşetilmesini içeriyor. Metinde ayrıca Müslümanlara yönelik ayrımcılık güçlü biçimde vurgulanıyor.
Kaddor, bu girişimi Almanya’da ‘demokratik bir İslam’ anlayışının gelişmesine katkı olarak gördüğünü söyledi. Ona göre İslam, Almanya’nın dinî yapısı içinde kurumsal olarak hâlâ yeterince yer bulmuş değil. Kaddor, bir yandan dışlanmaya dikkat çekerken, öte yandan Müslümanların kendi içine kapanmasının da ayrı bir sorun olduğunu savundu. Meclis’te yaptığı konuşmada, Müslümanların her yerde İslami usullere uygun defin imkânı bulamadığını, güçlü sosyal yardım yapılarının eksik olduğunu, askerler için İslami manevi rehberlik hizmetinin yetersiz kaldığını ve başörtülü kadınların devlet kadrolarına girişte engeller yaşadığını anlattı.
Hakan Demir: Meclis’te duyduğum en ırkçı konuşma
Ancak oturumda bu başlıklar neredeyse hiç derinlemesine ele alınmadı. AfD’li Gottfried Curio konuşmasında sığınma politikalarından ‘Danke Merkel’ çıkışına kadar uzanan bildik söylemleri tekrarladı. SPD milletvekili Hakan Demir ise kürsüden buna çok sert yanıt vererek konuşmayı ‘bu Meclis’te duyduğum en ırkçı konuşma’ diye niteledi. Demir, Curio’nun önergeyi konuşmak yerine yabancıları topluca suçla ilişkilendirdiğini söyledi.
CDU’lu Caroline Bosbach da tartışmayı önerge dışına taşıdı. Bosbach, ZDF’nin çocuk programı ‘logo!’ üzerinden Hristiyanlığın karanlık gösterildiğini, Müslüman bayramlarının ise sıcak ve renkli bir dille anlatıldığını savundu. Böylece tartışma bir kez daha İslam ile Hristiyanlık karşıtlığına sıkıştı. Oturum boyunca hakaretler, laf atmalar ve sosyal medyaya oynayan çıkışlar öne çıktı. Meclis Başkanvekili Josephine Ortlieb de AfD sıralarından gelen bir ara söz nedeniyle disiplin uyarısı verdi.
‘Antimüslüman ırkçılık’ tartışması
CDU adına konuşan Hendrik Hoppenstedt, önergede olumlu gördüğü yanlar bulunduğunu söyledi. Özellikle antisemitizme karşı çalışan Müslüman eğitim kurumlarına ve ordudaki Müslüman manevi danışmanlığa destek verilmesini olumlu buldu. Ancak asıl itirazını ‘antimüslüman ırkçılık’ ifadesine yöneltti. Hoppenstedt, Müslümanların uğradığı ayrımcılığın açık biçimde kınanması gerektiğini söylese de, bu kavramın eleştiriyi susturmak için kullanılan bir ‘mücadele kavramı’ olduğunu savundu. Ona göre İslam da diğer dinler gibi eleştiriden muaf tutulamaz.
Bu eleştirinin devamında okullardaki dinî baskı ve zorbalık meselesi de gündeme geldi. Metinde buna yer verilmemesi eleştirildi. Berlin’de bu alanda çalışmış eğitimci Michael Hammerbach, önergenin Almanya’daki Müslüman yaşamını fazlasıyla idealize ettiğini, buna karşılık okullarda görülen dinî baskı ve İslamcılık sorununu yeterince hesaba katmadığını söyledi. Kaddor ise dinî zorbalığın gerçek bir sorun olduğunu kabul etti, ancak bunun ayrı bir önergenin konusu olması gerektiğini belirtti.
Ditib, Diyanet ve gençler tartışması
Önergede İslamcılık başlığı da tamamen dışarıda bırakılmadı. Metinde, Türkiye’deki Diyanet’le yakın ilişkileri nedeniyle uzun süredir tartışma konusu olan Ditib’e eleştiriler yer aldı. Özellikle Almanya’da yetişmiş, kadınların da yer aldığı yeni imam kuşağı önerisinin bu yapıya karşı bir arayış olduğu görüldü. Kaddor, İslam söz konusu olduğunda sadece sorunların değil, Almanya’daki Müslümanların ne istediğinin de konuşulması gerektiğini savundu. Ona göre devlet ve toplum, Müslüman toplulukların daha fazla dışlanmasını artık sürdüremez.
Kaddor ayrıca, genç Müslümanlar arasında İslamcı fikirlere yakınlığın arttığını ortaya koyan araştırmalara da değindi. Buna göre dinî bilgisizlik ile antimüslüman düşmanlığın birleşmesi tehlikeli bir zemin yaratıyor. Kaddor, bu kesime demokratik kanallarla ulaşılmazsa boşluğu İslamcı çevrelerin dolduracağını söyledi. Bu nedenle tartışmanın sakin, ciddi ve gerçekçi biçimde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
SPD’den sitem, CSU’dan ret
SPD’li Lars Castellucci, tartışmanın yine güvenlik ve dış politika başlıklarına kaydığını söyledi. Ona göre Almanya’daki Müslümanlar, kendi yaşamlarının, inanç pratiklerinin ve deneyimlerinin konuşulduğu gerçek bir Meclis tartışmasını hak ediyordu. Castellucci, önceki SPD İçişleri Bakanı Nancy Faeser döneminde Almanya’da Türkiye’den gönderilen imam modelinden uzaklaşma yönünde bazı adımlar atıldığını da hatırlattı.
CSU’lu Heiko Hain ise yeni bir Müslüman yaşam araştırmasının zaten hazırlık aşamasında olduğunu söyledi. Ancak Yeşiller’in önergesinin hedefi aştığını savundu. Hain’e göre yeni komisyonlar, yeni fon yapıları, kalıcı finansman ve iş hukukuna uzanan düzenlemeler gereksizdi. CSU, Müslüman yaşamının desteklenmesine ilke olarak karşı olmadığını, fakat bunun daha ‘sorumlu’ ve daha sınırlı biçimde yapılması gerektiğini belirtti. Önerge şimdi komisyona gidecek. Sonrasında ise CDU/CSU-SPD çoğunluğunun metni reddetmesi bekleniyor.
Geri Dön 27 Mart 2026 Cuma Önceki Yazılar