AVRUPADAN Youtube Video
Her dört çocuktan birinde kaygı ve depresyon
Almanya’daki yeni araştırma, her dört çocuktan birinin kaygı ya da depresyon belirtileri gösterdiğini ortaya koydu.
Almanya’da çocuklar ve gençler üzerindeki ruhsal baskının yeniden arttığı belirlendi. “Alman okul barometresi 2026” araştırmasına göre, sekiz ile 17 yaş arasındaki her dört gençten biri ruhsal yük altında. Araştırmada kaygı ve depresyon belirtileri öne çıktı.
Bu sonuç, koronavirüs salgınının ardından ilk kez ruhsal yükün yeniden yükseldiğini gösterdi. Bir önceki araştırmada bu oran yüzde 21 düzeyindeydi. Yeni çalışmada oran yüzde 25’e çıktı.
Araştırma, Robert Bosch Vakfı adına yapıldı. Forsa, 9 Mayıs ile 3 Haziran 2025 arasında 1507 çocuk ve gençle, ayrıca her biri için bir ebeveynle görüştü. Çocukların yaş ortalaması 13, ebeveynlerin yaş ortalaması ise 46 olarak açıklandı.
Yoksulluk en büyük risklerden biri
Araştırmaya göre en ağır tablo, gelir düzeyi çok düşük ailelerin çocuklarında görüldü. Bu grupta ruhsal yük oranı yüzde 31’e çıktı. Özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocuklarda ise oran yüzde 36’ya ulaştı.
Bu iki grubun yaşam kalitesini daha düşük gördüğü de ortaya kondu. Düşük gelirli ailelerin çocuklarında düşük yaşam kalitesi oranı yüzde 36, özel eğitim desteğine ihtiyaç duyanlarda ise yüzde 41 oldu. Özellikle sekiz ile 10 yaş arasındaki çocukların da yaşam kalitesini düşük gördüğü belirtildi.
Leipzig Üniversitesi’nden çocuk ve ergen klinik psikolojisi profesörü Julian Schmitz, yoksulluğun yalnızca eğitim fırsatlarını değil, çocukların ruh sağlığını da etkilediğini söyledi. Schmitz’e göre bu durum, yalnızca aileler için değil, toplumun geneli için de ağır sonuçlar doğuruyor.
Zorbalık ve not baskısı öne çıktı
Araştırma, ilk kez zorbalık konusunda da sayısal veri ortaya koydu. Buna göre 11 ile 17 yaş arasındaki öğrencilerin yüzde 30’u, ayda en az bir kez dışlanma, şiddet ya da saldırganlıkla karşılaştığını söyledi. Bu durumun hem okulda hem de çevrim içi ortamda yaşandığı belirtildi.
Zorbalıktan en çok 14 yaşındaki gençlerin etkilendiği görüldü. Öğrencilerin yarısı ise başarı baskısının ve hafta sonunda bile ders çalışmak zorunda hissetmenin hayatlarında önemli yer tuttuğunu anlattı.
Gençlerin en çok kaygı duyduğu konu dünyadaki savaşlar oldu. Bunu, okulda yeterli başarı gösterememe korkusu izledi.
Okul çocuklar için güvenli alan olmalı
Araştırmayı yürüten ekip, okulun çocuklar ve gençler için belirleyici bir gelişim alanı olduğunu vurguladı. Buna göre okul, özellikle dışarıda yeterli destek bulamayan çocuklar için istikrar ve aidiyet duygusu sağlamalı.
Araştırmacılar, iyi ders anlatımının çocukların ruh sağlığı üzerinde güçlü etkisi olduğunu belirtti. Sosyal medyanın da etkili olduğu, ancak yoksulluk gibi etkenlerin yanında daha sınırlı kaldığı ifade edildi.
Öğrenciler daha çok söz hakkı istiyor
Araştırmaya göre ruh sağlığı açısından bir başka önemli başlık da öğrencilerin kendilerini etkili hissedip hissetmemesi. Yani gençlerin, kendi hayatlarında ve okul ortamında söz sahibi olduklarını düşünmeleri büyük önem taşıyor.
Ancak veriler, öğrencilerin çoğunun yeterince dinlenmediğini gösterdi. Öğrenciler sınıf kuralları ya da proje haftaları gibi bazı alanlarda söz sahibi olabiliyor. Buna karşılık dersin işlenişi ve notlandırma gibi temel konularda öğrencilerin büyük bölümü hiçbir etkilerinin olmadığını düşünüyor.
Öğretmenlerin yüzde 55’i mevcut katılım düzeyini yeterli bulurken, öğrencilerin yüzde 74’ü daha fazla söz hakkı istiyor. Araştırmacılar, ruhsal yük altında olan öğrencilerin bile geri çekilmediğini, tam tersine daha çok etki alanı istediğini vurguladı.
Almanya Federal Öğrenci Konferansı Genel Sekreteri Amy Kirchhoff da okul yapısını eleştirdi. Kirchhoff, öğrenci temsiliyetinin çoğu zaman ancak maddi durumu ve notları buna elveren öğrenciler için erişilebilir olduğunu söyledi. Ona göre küçük demokratik yapılar, örneğin sınıf meclisleri, çok daha etkili biçimde güçlendirilebilir.
Basit adımlar bile işe yarayabiliyor
Araştırmada okullardaki küçük ama etkili çözümlere de dikkat çekildi. Heidelberg’deki bir okulun müdürü olan Thilo Engelhardt, tuvaletlerde sık sık zarar verme olayları yaşanınca öğrencilerle doğrudan konuştuğunu anlattı.
Öğrenciler, bu alanlarda sanat ve radyo müziği istediklerini söyledi. Uygulama hayata geçirildikten sonra okulda vandalizmin yüzde 90 azaldığı belirtildi. Engelhardt, çocuklara seslerinin gerçekten duyulduğunu göstermenin çok önemli olduğunu söyledi.
Destek ihtiyacı büyük, sistem yetersiz
Araştırmacılara göre çocuklar ve gençler için destek ihtiyacı yüksek, ancak mevcut sistem buna yeterince karşılık veremiyor. Psikoterapi için bekleme sürelerinin çok uzun olduğu, okullardaki destek mekanizmalarının da yetersiz kaldığı belirtildi.
Uzmanlar, çözüm için iki noktaya işaret etti. Bunlardan ilki, öğrencilerin okul içinde daha fazla katılım hakkı kazanması. İkincisi ise çocuk yoksulluğunu azaltacak somut adımlar atılması.
Ayrıca çocukların duygu yönetimi, bilinçli medya kullanımı ve sağlık bilgisi gibi alanlarda daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiği ifade edildi.
Federal Öğrenci Konferansı da siyasete finansman çağrısı yaptı. Kirchhoff, öğretmenlerin sürekli aşırı yük altında kaldığını, bunun yalnızca fazla mesai sorunu olmadığını söyledi. Ona göre asıl ihtiyaç, yeni kadrolar, eğitim programları ve okullarda görev yapacak uzman personel.
Konferans, yaklaşık bir yıldır yürüttüğü “İyi Miyiz?” adlı ülke çapındaki kampanyayla öğrencilerin ruhsal durumuna daha fazla dikkat çekmeye çalışıyor.
Geri Dön 18 Mart 2026 Çarşamba Önceki Yazılar