AVRUPADAN Youtube Video
Veri merkezleri iklim davalarının hedefinde
LSE raporuna göre veri merkezleri ve yapay zekâ altyapıları, enerji tüketimi, su kullanımı ve kirlilik nedeniyle dünyada daha fazla davaya konu oluyor.
Veri merkezleri ve yapay zekâ altyapıları, dünya genelinde çevre ve iklim davalarının giderek daha önemli bir başlığı hâline geliyor. London School of Economics’in (LSE) yıllık iklim davaları raporuna göre, 2015’ten bu yana açılan yaklaşık 3 bin 600 iklim davası içinde veri merkezlerine yönelik hukuki itirazların sayısı artıyor.
Raporda, davaların özellikle üç başlıkta yoğunlaştığı belirtiliyor; veri merkezlerinin kullandığı enerji kaynakları, yüksek su tüketimi ve hava kirliliği. Bu sorunların tamamı, iklim kriziyle doğrudan bağlantılı görülüyor. LSE’ye göre davalar artık yalnızca çevre etkilerine değil, yapay zekâ altyapılarının gelecekte fosil yakıtlara bağımlılığı artırıp artırmayacağına da odaklanıyor.
Google projesi Şili’de durdurulmuştu
Bu alandaki ilk örneklerden biri 2020’de Şili’nin başkenti Santiago’da açıldı. Google, Cerrillos bölgesinde büyük bir veri merkezi kurmayı planlıyordu. Yerel halk ve belediye, projenin kentin zaten iklim baskısı altındaki su kaynaklarına zarar verebileceğini savunarak izinlere itiraz etti.
Mahkeme süreci sonunda proje durduruldu. Kararda, iklim etkilerinin yeterince değerlendirilmemesi belirleyici oldu. Ancak rapora göre bu karar, Şili’de veri merkezlerinin hızla çoğalmasını genel olarak engellemedi. Ülkedeki kuraklık baskısı altındaki sulak alanlar, yeni projelerle daha da zorlanıyor.
İrlanda dava merkezi hâline geldi
LSE raporu, İrlanda’yı veri merkezlerine karşı davalarda sıcak nokta olarak tanımlıyor. İrlanda hükûmeti sektörün büyümesini istiyor. Ancak veri merkezleri şimdiden ülke elektriğinin beşte birinden fazlasını tüketiyor.
İrlanda Kamu Hizmetleri Düzenleme Komisyonu, aralık ayında veri merkezleri gibi büyük enerji kullanıcılarının 6 yıl daha fosil yakıtlarla çalışmasına izin verdi. Bu sürenin ardından en az yüzde 80 yenilenebilir enerji şartı getirilecek. Ancak Friends of the Irish Environment, Friends of the Earth Ireland ve ClientEarth bu karara karşı yargı yoluna gidiyor. Kuruluşlar, kararın İrlanda’yı yıllarca yüksek emisyonlu ve pahalı fosil gaza bağımlı kılacağını savunuyor.
ABD ve Britanya’da da itirazlar artıyor
ABD’de de veri merkezlerine karşı hukuki tepki büyüyor. Kaliforniya’daki Pittsburg kentinde bir veri merkezinin elektrik için yenilenebilir enerji, sunucu soğutması için ise geri dönüştürülmüş su kullanması zorunlu hâle geldi. Georgia ve Pennsylvania’da ise veri merkezleriyle bağlantılı yeni fosil yakıt altyapılarına onay veren eyalet kurumlarına karşı davalar sürüyor.
Mississippi’de açılan başka bir davada, Elon Musk’ın xAI şirketinin gerekli izinler olmadan taşınabilir metan gazı jeneratörleri çalıştırdığı iddia ediliyor. Davayı açan NAACP, bu jeneratörlerin yakındaki Siyah ve azınlık toplulukları için ciddi sağlık riski oluşturduğunu savunuyor. ABD Adalet Bakanlığı ise şirketin faaliyetlerinin ekonomi açısından önemli olduğunu belirterek davanın engellenmesini istiyor.
Britanya’da da kampanyacılar, Buckinghamshire’da kurulması planlanan dev ölçekli veri merkezi için hükûmetin verdiği karara karşı dava açtı. Foxglove ve Global Action Plan adlı kuruluşlar, kararın projenin elektrik ve su talebini yeterince dikkate almadığını, iklim etkilerinin gerektiği gibi incelenmediğini savundu. Hükûmet daha sonra süreçte eksikler olduğunu kabul etti. Bunun üzerine dava düşürüldü.
Davalar projeleri değil, kararları değiştiriyor
LSE raporuna göre veri merkezlerine karşı açılan davalar her zaman projeleri tamamen durdurmayı hedeflemiyor. Ancak bu davalar, karar alma süreçlerini değiştirebiliyor. Buckinghamshire örneğinde olduğu gibi, projelerin çevresel etkilerinin tam boyutu dava süreci olmasa kamuoyuna açıklanmayabilirdi.
Raporun yazarlarından LSE öğretim üyesi Joana Setzer, bu davaların temel amacının kalkınmayı tamamen engellemek olmadığını söylüyor. Setzer’e göre asıl mesele, çok yüksek enerji tüketen bu yatırımların yeni fosil yakıt bağımlılığı yaratmasını önlemek. Bu nedenle veri merkezlerinin mümkün olduğu anda yenilenebilir enerjiyle çalışacak şekilde planlanması kritik görülüyor.
Veri merkezleri, yapay zekânın büyümesiyle birlikte daha da yaygınlaşacak. LSE raporu, bu büyümenin yalnızca teknoloji ve ekonomi değil, su, enerji, sağlık ve iklim politikaları açısından da artık mahkemelerin gündeminde olduğunu gösteriyor.
Geri Dön 25 Haziran 2026 Perşembe Önceki Yazılar