AVRUPADAN Youtube Video
Papa ziyareti Fransa'da laiklik tartışması başlattı
Papa XIV. Leo'nun dört günlük Fransa ziyareti öncesinde dev ayin, kamusal alanların kapatılması ve Katolik okullarındaki özel program laiklik tartışmasını büyüttü.
Papa XIV. Leo, 25-28 Eylül tarihleri arasında Fransa'yı ziyaret edecek. Paris'te düzenlenecek büyük ayinin yanı sıra Stade de France'da gençlerle buluşacak, Lourdes ve Metz'e gidecek. Ziyaretin programı, devletin din karşısındaki tarafsızlığının sınırları konusunda yeni bir tartışma başlattı. Public Sénat'ın haberine göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Papa'yı Orly Havalimanı'nda karşılayacak ve Élysée Sarayı'nda görüşecek ancak ziyaret kapsamındaki ayinlere katılmayacak.
Macron'un yerine ayinlerde Başbakan Sébastien Lecornu ile Brigitte Macron'un bulunması planlanıyor. Macron'un tutumunda, 2023'te Papa Francis'in Marsilya'daki ayinine katılması nedeniyle yöneltilen eleştirilerin etkili olduğu değerlendiriliyor.
Cumhurbaşkanının ayine katılması laikliğe aykırı mı?
Anayasa hukukçusu Anne-Charlène Bezzina, Papa'nın aynı zamanda Vatikan'ın devlet başkanı olduğunu ancak bu ziyaretin ağırlıklı olarak 'apostolik', yani dini nitelikte olduğunu belirtti. Bezzina'ya göre devlet temsilcilerinin bu nedenle dini bir inancı resmen benimsedikleri izlenimi vermemesi gerekiyor.
Kamu hukuku uzmanı Nicolas Hervieu ise bir cumhurbaşkanının ayine katılmasının tek başına laiklik ilkesinin ihlali anlamına gelmediğini söyledi. Hervieu'ye göre belirleyici olan, devlet temsilcisinin belirli bir dine ayrıcalık tanıdığı izlenimi vermemesi. Bezzina da bu yaklaşımı, Fransa'da sıkça kullanılan "Cumhuriyet ayine katılmaz" sözüyle özetledi.
Buna karşılık cumartesi günü yapılacak ayine bazı cumhurbaşkanı adaylarının katılması bekleniyor. Public Sénat'ın haberine göre Marine Le Pen, Jordan Bardella, Gabriel Attal, Édouard Philippe ve Bruno Retailleau katılacaklarını açıkladı.
600 bin kişi Paris'teki ayine bekleniyor
Cumartesi günü Place de la Concorde ve Champs-Élysées çevresinde düzenlenecek ayine 600 binden fazla kişinin katılması bekleniyor.
Fransa'daki 1905 tarihli Kilise ile Devletin Ayrılması Yasası, kamu düzeninin korunması şartıyla dini etkinliklerin kamusal alanda yapılmasına izin veriyor. Bezzina'ya göre tartışma, hukuki bir yasaktan çok laikliğin nasıl yorumlanacağıyla ilgili. Devletin tarafsız olması, dinin kamusal alanda tamamen görünmez olması anlamına gelmiyor.
Metz'deki 250 bin avroluk ekran tartışması
Papa'nın Metz ziyareti de ayrı bir tartışma yarattı. Metz Belediyesi, ziyareti halka göstermek amacıyla dev ekranların kurulmasına 250 bin avro ayırdı. Laikliği savunan bazı dernekler bu harcamaya karşı mahkemeye başvurdu ancak Strasbourg İdare Mahkemesi tedbir talebini reddetti.
Mahkeme, ziyaretin uluslararası çapta bir etkinlik olduğuna, kente yüksek ziyaretçi sayısı ile kültürel ve ekonomik hareketlilik getirebileceğine dikkat çekti. Metz'in bulunduğu Alsace-Moselle bölgesinde 1905 tarihli ayrılık yasası doğrudan uygulanmıyor ve farklı bir dini-idari rejim bulunuyor.
Komünist Senatör Pierre Ouzoulias ise kararı eleştirerek Papa ayrıldıktan sonra ekranların vergi mükelleflerine çok az fayda sağlayacağını savundu. Hukukçu Hervieu da kararın henüz esas yönünden verilmediğini ve temkinli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Katolik okullarındaki program en tartışmalı başlık
Ziyaretin en fazla tartışma yaratan bölümlerinden biri de devletle sözleşmeli özel Katolik okullarındaki uygulama oldu.
Katolik Eğitim Genel Sekreterliği, 25 Eylül'ün okullarda olağan ders düzeninin dışına çıkarılarak 'eğitim toplulukları günü' olarak değerlendirilmesini önerdi. Programın, Papa'nın UNESCO'da eğitim ve kültür üzerine yapacağı konuşmayla bağlantılı olması planlanıyor.
Katolik Eğitim Genel Sekreterliği yaptığı açıklamada girişimin kurumların Hristiyan kimliği ve eğitim anlayışıyla uyumlu olduğunu belirtti. Ancak uygulamanın hukuki sınırları tartışmalı.
Hervieu, devletle sözleşmeli özel okulların kendi dini kimliklerini koruyabildiğini ancak aynı zamanda ulusal müfredata uymak, öğrencilerin inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almak zorunda olduğunu hatırlattı.
Genel Sekreterlik, programı düzenleyip düzenlememe kararının her okula ait olduğunu bildirdi. Ancak bir okul programı uygulamaya karar verirse tüm öğrencilerin katılması öngörülüyor. Kurum, bunun öğrencilerin vicdan özgürlüğüne saygı gösterilerek yapılacağını savunuyor.
Hervieu'ye göre asıl hukuki soru da burada ortaya çıkıyor. Öğrencilerin Papa'nın ziyaretiyle bağlantılı bir programa katılmaya zorlanıp zorlanamayacağı konusunda kesinleşmiş bir hukuki cevap bulunmuyor. Uzman, olası uyuşmazlıkların mahkemelerde vaka bazında değerlendirilmesinin gerekebileceğini belirtiyor.
Geri Dön 24 Eylül 2026 Perşembe Önceki Yazılar