AVRUPADAN Youtube Video
Okul kütüphanesinde sansür! 130’dan fazla kitap çıkarıldı
İngiltere’de 130’dan fazla kitabın okul kütüphanesinden çıkarıldığı iddiasının merkezindeki okulun Salford’daki Lowry Academy olduğu ortaya çıktı.
İngiltere’de okul kütüphanelerinden kitap kaldırıldığı iddiasıyla başlayan tartışmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Greater Manchester’daki Salford kentinde bulunan Lowry Academy’nin, kütüphaneden 130’dan fazla kitabın çıkarılmasıyla ilgili iddiaların merkezindeki okul olduğu belirtildi. Olay, önce ismi açıklanmayan bir kütüphanecinin anlatımlarıyla gündeme gelmişti. Daha sonra yapılan araştırmada okulun kimliği netleşti.
Listede Chimamanda Ngozi Adichie’nin We Should All Be Feminists (Hepimiz Feminist Olmalıyız) adlı kitabı, Elliot Page’in Pageboy adlı eseri, Britney Spears’ın anı kitabı The Woman in Me (İçimdeki Kadın) ve Freddie Flintoff’un otobiyografisi gibi çok farklı başlıkların yer aldığı aktarıldı. Bu tablo, meselenin yalnızca birkaç kitaba ilişkin bir yaş uygunluğu tartışması olmadığını, kütüphanenin içeriği üzerinde daha geniş bir denetim kurulduğu şüphesini büyüttü.
Kütüphanecinin anlattıkları tartışmayı başlattı
Ada basınında yer alan haberlere göre okulda 2023’ten beri çalışan ve daha sonra görevinden ayrılan kütüphaneci, bazı kitapların kendi iradesi dışında raflardan kaldırıldığını öne sürdü. Kütüphanecinin aktardığına göre süreç, Laura Bates’in aşırı kadın düşmanlığını ele alan Men Who Hate Women (Kadınlardan Nefret Eden Erkekler) adlı kitabının kaldırılması talimatıyla başladı. Ardından okul yönetiminin onun mesleki tutumu hakkında inceleme başlattığı, güvenlik birimi ve insan kaynakları yetkilileriyle toplantıya çağrıldığı iddia edildi. Kütüphaneci, yaşadıklarını hayatının en kötü dönemi olarak tanımladı.
İddiaya göre daha sonra kütüphanedeki kitaplar için bir denetim yapması istendi. Bu denetimde çocuklar için yazılmamış kitaplar, çocukları rahatsız edebilecek temalar içeren eserler ve ‘uygunsuz’ ya da güvenlik riski sayılabilecek başlıklar ayıklanacaktı. Ancak ‘uygunsuz’ kavramının açık biçimde tanımlanmadığı da öne sürüldü. Kütüphaneci bu ölçütlere göre yaklaşık 15 ila 20 kitabı kaldırdığını söyledi. Bir süre sonra da kendisine uygunsuz içerikli olduğu iddia edilen kitapların nihai listesi gösterildi.
Listede hangi kitaplar vardı?
Söz konusu listede toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik, ırkçılık ve kadın düşmanlığı gibi başlıklara değinen eserlerin dikkat çektiği belirtildi. What’s the T (Mesele Ne?), The Trans Guide to Mental Health and Wellbeing, (Ruh Sağlığı ve İyi Oluş İçin Trans Rehberi) The Book of Non-Binary Joy (Non-Binary Neşesinin Kitabı) ve Queerly Autistic (Kuir ve Otistik) gibi kitapların da listede yer aldığı aktarıldı. Ancak yalnızca bu tür başlıklar değil, Will Smith’in Will adlı kitabı, boksör Ricky Hatton’ın otobiyografisi ve George Orwell’in 1984 romanının grafik uyarlaması gibi daha farklı türde eserler de aynı listede bulundu. Bu da seçimin edebî değil, daha çok idari bir tasnif mantığıyla yapıldığı eleştirisini güçlendirdi.
Okul: Yasak yok, denetim var
Lowry Academy ise iddiaları kabul etmedi. Okul yönetimi, “Okul tarafından kitapların yasaklandığı doğru değil” dedi. Açıklamada, bazı kitapların yaş ve içerik bakımından uygun olup olmadığı yönünde kaygılar doğduğu, bu nedenle bir denetim yapıldığı belirtildi. Yönetim, bu denetim sonrasında kitapların yaş gruplarına göre sınıflandırılarak yeniden raflara konduğunu, yalnızca çok az sayıda kitabın daha büyük yaştaki çocuklar için bile uygun görülmeyip çıkarıldığını savundu.
Buna karşın okul, sürecin nasıl başladığına, hangi kitapların neden seçildiğine ya da kütüphanecinin iddialarına ilişkin ayrıntılı bir karşı anlatı sunmadı. Üst düzey bir yönetici de konu hakkında röportaj vermedi. Bu durum, tartışmayı yatıştırmak yerine daha da büyüttü. Çünkü kütüphane raflarından eksilen kitapların yerini yalnızca resmî açıklamalar değil, belirsizlik de doldurdu.
Okulun geçmişi de yeniden gündemde
Haberde, Lowry Academy’nin sıradan bir okul olmadığı da vurgulandı. Okul, daha önce Harrop Fold adıyla biliniyordu ve 2017’de yayımlanan Educating Greater Manchester adlı televizyon programıyla ülke çapında tanınmıştı. 2021’de okulun yönetimi Salford Belediyesi’nden alınarak ülkenin en büyük çoklu akademi yapılarından biri olan United Learning’e devredildi. United Learning, Hristiyan köklerine vurgu yapan bir yapı olarak tanımlanıyor ve Canterbury Başpiskoposu da kurumun hamileri arasında yer alıyor.
Bu ayrıntı, tartışmayı yalnızca bir okul içi anlaşmazlık olmaktan çıkarıyor. Çünkü mesele artık tek tek kitaplardan çok, okul yönetiminde hangi kültürel ölçütlerin belirleyici olduğu sorusuna dayanıyor. Özellikle devlet destekli bir okulda, öğrencilerin ne okuyabileceğine yukarıdan karar verilmesi eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
Veliler ve siyasetçiler tepki gösterdi
Basına konuşan bazı veliler, okulun kitapları kaldırmasını ‘saçma’ bulduklarını söyledi. Bir veli, “Çocuklar uygun olduğu sürece istediklerini okuyabilmeli” dedi. Kısa süre önce İngiltere’ye taşındığını belirten bir anne ise çocukların bu tür toplumsal meselelerden uzak tutulmaması gerektiğini savundu ve “Bunlar toplumdaki gerçek sorunlar. Çocukların bunları nasıl anlayacaklarını öğrenmesi gerekir” dedi.
Başka bir veli de özellikle kadın düşmanlığına dair kitapların çıkarılmasının şaşırtıcı olduğunu söyledi. O veli, genç erkekler arasında bu sorunun büyüdüğünü düşündüğünü anlattı. Bir başka anne ise okulun velileri bilgilendirmesi gerektiğini belirterek bunun eğitimin bir parçası olduğunu vurguladı. Sosyal hizmet çalışanı olan bir anne de bazı fikirlerden korunmanın tek başına çözüm olmadığını, çocukların neyi reddedeceklerini ve neyi benimseyeceklerini öğrenmeleri gerektiğini söyledi.
İşçi Partisi milletvekili Yasmin Qureshi de tartışmaya tepki gösterdi. Qureshi, “Okul kütüphaneleri genç zihinleri açmak için vardır, üst yönetimin kültürel tercihlerini yansıtmak için değil” dedi. Qureshi ayrıca, çocukların insan deneyiminin bütün çeşitliliğini yansıtan kitaplara erişmesi gerektiğini, bu koleksiyonları oluşturan kütüphanecilerin ise disiplin baskısıyla değil destekle karşılaşması gerektiğini söyledi.
Tartışmanın odağında ne var?
Asıl çatışma, yalnızca ‘uygun yaş’ meselesi değil. Daha derinde, okulun çocuklar adına hangi bilgiyi saklayacağına, hangi metni görünmez kılacağına ve hangi yaşam deneyimlerini sessizleştireceğine kimin karar verdiği sorusu var. Bir okul kütüphanesi, öğrenciyi dünyaya açan bir alan mı olacak, yoksa yöneticilerin güvenli bulduğu başlıklara indirgenen bir raf düzeni mi? Lowry Academy etrafında büyüyen tartışma tam da bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Geri Dön 29 Mart 2026 Pazar Önceki Yazılar